Dünya dışı yaşam arayışları, Mars yüzeyindeki araştırmalarla yeni bir aşamaya taşınıyor. NASA’nın Perseverance aracı Mars’taki kaya ve toprak örneklerini incelerken, bilim insanları olası yaşam izlerinin yanı sıra bu örneklerin Dünya’ya getirilmesi durumunda ortaya çıkabilecek biyolojik riskleri de değerlendiriyor.

Uzmanlara göre başka gezegenlerde yaşam bulunması halinde bunun karmaşık canlılardan ziyade mikroskobik organizmalar şeklinde ortaya çıkma ihtimali daha yüksek. Bu nedenle bakteriler, astrobiyoloji çalışmalarının önemli araştırma alanlarından birini oluşturuyor.

Google’ın konum verileri Avrupa’da inceleme altında: 403 milyon avro ceza
Google’ın konum verileri Avrupa’da inceleme altında: 403 milyon avro ceza
İçeriği Görüntüle

Bazı bakteriler zorlu koşullara dayanabiliyor

Astrobiyolog Dr. Michaela Musilova, bakterilerin olumsuz çevre koşullarına karşı dayanıklılık geliştirebilen canlılar arasında bulunduğunu belirtiyor.

Dünya'daki bazı bakteri türleri, çevresel koşullar ağırlaştığında kendilerini korumak amacıyla spor adı verilen dayanıklı bir forma geçebiliyor. Bu yapı, mikroorganizmaların radyasyon ve diğer zorlu koşullarda daha uzun süre hayatta kalmasına yardımcı olabiliyor.

Bu özellik, uzay ortamında mikroorganizmaların ne kadar süre canlı kalabileceğine ilişkin araştırmaları da önemli hale getiriyor.

Mars örnekleri için özel güvenlik önlemleri

Uzaydan Dünya’ya getirilecek örneklerin insan sağlığı açısından risk oluşturup oluşturmayacağı, bilim dünyasının üzerinde çalıştığı konular arasında bulunuyor.

Uzmanlar, Mars yüzeyinden alınacak örneklerin insanlara zarar verme ihtimalinin son derece düşük olduğunu değerlendiriyor. Buna karşın NASA ve Avrupa Uzay Ajansı (ESA), olası riskleri ortadan kaldırmak amacıyla kapsamlı güvenlik protokolleri hazırlıyor.

ESA bilim insanı Silvio Sinibaldi, Mars'tan getirilecek materyallerin özel laboratuvarlarda incelenmesinin planlandığını belirtiyor. Örnekleri taşıyan araçların dış yüzeylerinin de olası mikrobiyolojik bulaşma açısından kontrol edilmesi öngörülüyor.

Uzay koşulları Dünya'daki mikropları da etkiliyor

Araştırmaların bir diğer ayağını ise Dünya'dan uzaya taşınan mikroorganizmalar oluşturuyor.

Mikro yerçekimi ve uzay uçuşunun oluşturduğu stresin bazı bakterilerin davranışlarını değiştirebildiği belirtiliyor. Eski astronot ve mikrobiyolog Dr. Kate Rubins, bazı bakterilerde hastalık yapma kapasitesiyle bağlantılı genlerin uzay koşullarında daha etkin hale gelebildiğine dikkat çekiyor.

Uzay yolculuklarının insan bağışıklık sistemi üzerindeki etkileri de ayrıca araştırılıyor. Bağışıklık sisteminin zayıflaması, vücutta daha önce baskılanmış bazı virüslerin yeniden etkinleşmesine yol açabiliyor. Zona gibi enfeksiyonların uzay görevleri sırasında yeniden ortaya çıkabilmesi bu duruma örnek gösteriliyor.

Dünya'dan Mars'a mikrop taşınması bilimsel açıdan sorun yaratabilir

Uzay çalışmalarındaki risk yalnızca Mars'tan Dünya'ya gelebilecek mikroorganizmalarla sınırlı değil. Dünya'dan gönderilen uzay araçlarının başka gök cisimlerine mikrop taşıması da bilim insanlarını düşündürüyor.

Mars'ta gelecekte bir yaşam belirtisine rastlanması halinde, söz konusu organizmanın gerçekten Mars'a ait olup olmadığının belirlenmesi gerekecek. Dünya kaynaklı mikroorganizmaların araştırma alanlarına taşınması, elde edilen bulguların yorumlanmasını zorlaştırabilir.

Bu nedenle uzay araçlarının sterilizasyonu büyük önem taşıyor. ESA'nın Rosalind Franklin keşif aracı gibi projelerde mikrobiyal bulaşmayı azaltmak amacıyla kuru ısı, ultraviyole ışınları ve gama radyasyonu gibi yöntemlerden yararlanılıyor.

İnsanlı Mars görevlerinde biyolojik risk gündemde

Ay ve Mars'a yönelik uzun süreli insanlı görevlerin planlanmasıyla birlikte mikroorganizmaların uzay ortamındaki davranışları ve astronotların bağışıklık sistemi üzerindeki etkilerinin daha ayrıntılı incelenmesi gerekiyor.

Bilim insanları bir taraftan Dünya dışından getirilecek örneklerin güvenli biçimde incelenmesi için yöntemler geliştirirken diğer taraftan Dünya'dan başka gezegenlere mikroorganizma taşınmasını önlemeye çalışıyor.

Gelecekteki uzay görevlerinde hem astronotların sağlığının korunması hem de Dünya dışı yaşam araştırmalarının güvenilirliğinin sağlanması için bu iki yönlü biyogüvenlik yaklaşımının kritik rol oynaması bekleniyor.

Kaynak: Cumhuriyet